Düşünceden Pratiğe Çeviri
Çeviri için gerekli beceriler içinde ilk sırada yer alanlar arasında anadilin çok iyi bilmelisi ve genel kültür düzeyinin yüksek olmalısı gibi düşünceler gelir. Çeviri yaparken bu tür hedefler koymanın çok genel olduğu Turgay Kurultay’ın ‘Neler Olmazsa Çeviri Eğitimi Olmaz?’ başlıklı yazısında belirtilmiştir. Bu nedenle gerçekçi hedefler koymak bizi yargılarla dolu bakış açılarından uzak tutar ve çeviri için bir çıkış noktası sağlar. Hedeflenen amaç için hangi ön bilgi ve becerilerin gerekli olduğunun ölçütünü çevirinin tanımından hareketle bulmak mümkündür: Çeviri, metinler üzerinden farklı dil ve kültür ortamlarında bulunan kişi veya taraflar arasında iletişimi sağlamaktır. Bu, bir çevirmen bu gereği hangi alanda yerine getirebiliyorsa, o alanda çeviri edincine sahip demektir. Çeviri edincine sahip çevirmen, çevireceği metnin sorumluluğunu üstlenebilmelidir.
1-Çevirmen kişiliğinin altında aşağıdaki becerileri ortaya koymak gerekir:
2-Belli amaçlara yönelik işlevli metinler oluşturabilmek.
3-İşverene ürün ile ilgili danışmanlık etmek, gerekirse çeviriden vaz geçmek.
4-Farklı İşin alınıp alınamayacağını kendi ön bilgisine göre ölçmek.
5-Farklı amaçlara göre çeviri yapabilmek ve iletişim ortamının gerektirdiği yönde karar alabilmek.
Bu becerilerin ardında bir donanım yatmaktadır. Anadil ve yabancı dil bilgisinin önemi ortadadır. Ancak bu çeviri sürecini başlatmak, çeviri stratejileri belirleyip çeviri kararları buna göre almaya yetmeyecektir. Çeviri edinci olmayan bir çevirmen doğal olarak kaynak metne tam bir sadakatten yana olmaktadır. Kaynak metinde gördüğü bir dilsel öğeyi sadece orada olduğu için erek metne aktarmak istemektedir. Kussmaul, çeviri edincinin dil edincinden ayrı olduğunu, çeviri yanlışlarına dil edinci ile bakıldığında doğru/yanlış şeklinde değerlendirmelerin yapılmasından yakınır. Vermeer’in Skopos(Amaç) kuramının çeviride kaynak metin değil erek metin öncelik taşımaktadır ve metnin erek kültürdeki hedef kitlesine işlevsel ve iletişimsel açıdan ulaşmak önem taşımaktadır. Skopos, çevirinin amaçlı bir edim olduğunu göstermiştir. Çeviri uygulaması üzerine daha önce yazılmış bir çok kitapta, cümle çevirilerine ağırlı verilmiş ve iletişimsel açıdan hangi işleve, hangi amaçla, kime söylendiği belirlenmeden dilbilgisel kuralları karşılaştırmalı olarak göstermek isteyen çalışmalar yapılmıştır. Çeviri, dilbilgisi eksikliklerini tamamlamak için kullanılmak istenmiştir.
Bu çalışma, dilbilgisel karşılaştırmalarla yapılan çeviri uygulamasının çevirinin bugün geldiği yeri yansıtmadığı düşüncesiyle çeviri edincini oluşturmak için ortaya çıktı. Uygulamaya yönelik kuramsal altyapısını Ayşe Nihal Akbulut’un ‘Çeviri Eğitiminin Özgül Yapısına Uygunluk Açısından Ders Yöntemleri: Ölçme-Değerlendirme(Çeviri Sınavlarına Yönelik Bir Araştırma)’ başlıklı yazısından almaktadır.
Akbulut, Türkiye’de yapılan KPDS türü sınavlarda çeviri ile çeviri edincinden çok dil becerisinin ölçüldüğünü belirtir. Sınavlarda çeviri kararlarının nasıl alındığını gerekçelendirmeye yönelik kaygılar gözardı edilmektedir. Akbulut, önerisinde aktarım edinci ile anlama ve aktarma becerilerinin ölçülebileceğini; çeviri edinci ile ise metin türünün ve işlevinin belirlendiği, bağlamın kurulduğu, yazarın amacını saptandığı ve okur kitlesine karar verildiği sorun saptama/çözüm önerisi becerilerinin ölçülebileceğini belirtir.
Uygulama çatısının oluştururken ilk bölümde bağlam odaklı bir çeviri edincinin algılanmasına öncelik verildi. 10 ünitinin herbirinde üç bağlamın örtüşmesi sağlanarak bağlam düşüncesi pekiştirilmiş oldu. ilki bir kelime bütüncesi, çeviri öncesi girdi olarak sunuldu ve cümle çevirileri ile kelimeler birbirinden bağımsız olarak aktarım edinci uygulandı. İkincisi bu kelimelere aynı konu ile ilgili değişik paragraflarda metin-içi ilişkilerin kurulabildiği bir bağlam içinde verildi. Böylece çevirmenin, çeviri amaçlı metin çözümlemesi yapmasına imkan tanınmış oldu. Akbulut’un önerisi ile bu paragrafların içinde bazı cümleler belirginleştirilerek bulunduğu bağlama göre o cümlenin çevirilmesi istendi ve çeviri edincinin gözlemlenebileceği bir uygulama ortaya çıkmış oldu. Paragraflar ilk ünitelerde daha kısa, son ünitelere doğru daha uzun verilmiştir. Üçüncüsü ise, ilk iki bağlamın tek bir konunun çatısı altında sunulmasıyla bir üst bağlama ulaşıldı.
İkinci bölüm ise Reiss’ın metin türü işlevlerini (Bilgilendirici-Anlatımsal-Çağrısal) esas alan işlev odaklı çeviri edincinin uygulamasına yöneliktir. Ünitelerde çevirmenin makro-stratejilerini belirlemesi için kaynak metinden yola çıkılarak bir işlevi sağlamsı istendi. Kaynak metinler, yazılı veya görsel yayın organlarında kullanılmış metinlerden seçildi.
Son bölüme, sahip oldukları dil bilgisi birikimini kimi testlerle görme ihtiyacı duyanlar ve çeviri yapılırken sorun olarak görülen dilbilgisel öğelerin bilgi düzeyini anlamak isteyenler için yer verildi.
Oktay Eser
İstanbul Kültür Üniversitesi - 2007
0505 451 85 47
oktayeser@hotmail.com