Siyasal İletişim ve Suskunluk Sarmalı
Son elli yıllık siyasal maceramızda hızlı adımlarla ilerlediğimiz söylenemez. Siyaset kurumu ile yakından ilgili olan halkımız, politikacılarımız, devlet adamlarımız ve aydınlarımız siyasetin seyrinden memnun olmadıklarını ifade ediyorlar. İnanılmaz karmaşık olaylarda dev adımlarla ilerlerken, kimi zaman da küçük girdap ve sarmallar içinde bocalayıp duruyoruz. Bu açmazın tek sorumlusunun hükümetler ve politikacılar olduğunu söylemek biraz abartılı olur.
Yaşadığımız siyasi sorunların karmaşık bir yapı arz etmesinde medyanın, kamuoyunun, iktidar ve muhalefet olmak üzere gelmiş geçmiş politikacılarımızın, aydınlarımızın ve nihayet politika yapmaya hevesli güç odaklarının önemli sorumlulukları vardır. Seçmenlerimizin yeterli siyasal kültür ve donanımdan yoksun olmaları da bir başka gerçektir.
Toplumumuzda Siyaset ve siyasetçilerimiz nedense küçümsenmekte, hatta çoğu zaman horlanmaktadır. İleri demokratik toplumlarda, siyaset müessesesi ve siyaset adamları ülkenin geleceğini şekillendiren mimarlar olarak görülmekte ve kendilerine değer verilmektedir.
Yeterli ilgi gösterilmeyenler sadece siyasetçilerimiz değildir. Ne yazık ki, kimi politikacılarımız da kendilerine siyasal hayatın yolunu açmış olan seçmen kitlelerinden ziyade parti liderlerine, menfaat çevrelerine ve değişik güç odaklarına yönelmektedirler. Milletin vekili olarak temel görevlerinin Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi olan, tam bağımsızlık, kayıtsız şartsız millet egemenliği ve vatanın bölünmezliği konularında yeterli ilgi, bilgi ve bilinçle donanmış olarak hareket etmek zorunda olduklarını unutmuş görünüyorlar.
Karşılıklı bu ihmalin temel nedeni, siyaset kurumunun bir milletin geleceğini belirleyen en önemli unsur olduğunu kavrayamamamızdır. Evlerde, kahve köşelerinde ve toplu taşıma araçlarında sık sık politika konuşulmasına karşın, nedense gençlerimiz ve Türk Siyasetinin itici gücü olabilecek aydınlarımız yasak ve ayıp bir uğraşmış gibi, siyasetten uzak durmaya veya bu işi gizli kapaklı sürdürmeye çalışmaktadırlar. Böyle bir tablo ile, siyasal geleceğimizin çok parlak olduğunu ümit edemeyiz.
Ülkemiz şu anda sadece ana hatlarıyla belirtebileceğimiz çok yönlü bir tehdit altında bulunuyor. Dünyamızın yeni felaketleri yolsuzluk, terör ve doğal afetler olarak dikkatimizi çekiyor. Bütün dünyada olduğu gibi, ülkemiz de bu felaketlerin kıskacında bulunuyor. Özellikle terör ve yolsuzluk, devlet bünyesine bulaşmış bir virüs gibi sürekli olarak manevi değerlerimizi ve milli bütünlüğümüzü tehdit ediyor. Demokratik açılımlar sürekli engelleniyor. Yolsuzluğu önlemesini beklediğimiz kimi ünlü politikacılarımızın davaları hala Yüce Mahkeme’de görülmeğe devam ediliyor.
Bu arada IMF, döviz, rant ve faiz dörtlüsünden oluşan ve yeni dünya düzeninin bir ülkeyi ekonomik olarak teslim alma stratejisini oluşturan terör şeklini de unutmamak gerekiyor. Maalesef teslim alma operasyonu sadece ekonomik olarak değil, aynı zamanda zihinsel bir teslim alma şeklinde yürütülüyor. Ülkemiz, Küreselleşmeye dayalı “Yeni Dünya Düzeninin” yok etme stratejilerinin tatbik edildiği bir arena konumunda bulunuyor. Bir yanda en yoğun saldırıları ile terör dehşetini, bir yanda hortumlama ve yolsuzlukları, bir diğer yanda da doğal afetlerin yol açtığı zararları peş peşe yaşıyoruz.
Bu kitabı yazmamızın esas amacı, yukarıdaki umutsuz tablonun ışığı altında ülkemizin geleceğini iyi okuyarak, doğru değerlendirmeler yapabilmeleri için siyaset adamlarımıza destek olabilmektir. Ayrıca, yılların ihmal ve baskısı ile müthiş bir siyasal sarmala itilmiş olan geniş halk kesimlerinin siyasal yönelimlerini etkileyen Suskunluk Sarmalı Teorisini ana hatları ile ortaya koyarak, Siyaset sahnesinde Suskunluk Sarmalı Kuramının işleyiş süreçleri ile birlikte, sarmal girdabında boğulan geniş kitlelerinin siyasal sarmal sendromundan kurtulabilmeleri için net bir yol haritası sunmaktır.
Kitabı hazırlamaktaki bir başka amacımız da, siyasete ilgi duyan, ancak bu konuda yeterli bilgi ve tecrübe birikimine sahip olmayan, ülkemizin geleceğinin teminatı genç kuşaklarımıza güncel, pratik ve bilimsel ölçüler içinde bilinç ve bilgi desteği sağlayabilmektir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelikleri’ne, Belediye Başkanlıkları’na, Yerel Meclis temsilcilikleri’ne aday olmak suretiyle ülkesine ve milletine hizmet etmek isteyen kadrolara, Siyasal İkna ve İletişim Stratejileri konusunda rehberlik edebilecek nitelikte bir Siyaset Okulu Kaynak Kitabı sunmak istedik. Bu amaca ulaşabilmek için, geniş bir bakış açısı ile incelediğimiz konulardan seçtiğimiz bazı ana başlıklar şu şekilde sıralayabiliriz:
-
Suskunluk Sarmalı nedir? Siyasal Etkileri Nelerdir?
-
Siyaset ve Siyasal İletişim,
-
Kamuoyu Oluşturma,
-
Siyasal ikna Stratejileri,
-
Seçmenlerin Oy Verme Davranışları,
-
Siyasal Reklamcılık,
-
Siyasal Etik,
-
Siyasal Mesaj ve İmaj
-
Siyasal Krizlerin Mahiyeti ve Çözüm Yolları,
-
Siyasal Hitabet Stratejileri,
-
Siyasal Partiler ve Siyasal Liderlik,
-
Ordu - Siyaset İlişkileri...
Siyaset adamlarımızın temel görevi, ülkemizi ekonomi ve terör batağından kurtarmaktır. Daha da önemlisi, yıllarca suskunluk sarmalı kıskacında soluksuz kalmış insanlarımızın normal demokratik tercihlerini, kendilerine lütfedilen bir ayrıcalık olarak değil de, “demokratik ve doğal bir hak” anlayışıyla kullanabilmelerinin önündeki her türlü engeli kaldırmaktır.
Nerede ise tüm toplum olarak, sanki yıllarca kirletilmiş bir akvaryumun içinde yaşayan balıklar gibiyiz. Kaderimize razı olmuşuz ve hep birlikte son derece kirlenmiş bu zehirli suda sarhoş balıklar gibi yaşamaya çalışıyoruz. Zihinlerimiz bulanmış, bilincimiz kapanmış durumda. Siyaset adamı, aydın ve seçmen olarak hiç vakit geçirmeden terör, yolsuzluk ve zihinsel esaret yöntemleri ile kirletilmiş siyaset akvaryumu derhal temizlemek zorundayız. Bu temizlik ancak, iyi yetişmiş siyaset adamlarımız eliyle yapılabilir. Bu kirli atmosferde bulanmış bilinçlerimizle ve günümüzün tepkici politikaları ile küresel güçlerin derin yönetim yoluyla uyguladıkları zihinsel köleleştirme baskılarına karşı koyabilmemiz mümkün değildir.
Bu kitabın yazılmasındaki gerçek amaç, tüm bu tehdit ve oluşumları algılayarak, millet için ve millet adına cesur ve demokratik açılımlar yapabilecek, bilinçli genç kuşak siyaset adamlarının yetişmesine katkıda bulunabilmektir.
İletişim
Şaban ÇOBANOĞLU
Dil ve İletişim Uzmanı
İst. Kültür Üniversitesi
İkt. ve İd. Bil. Fak.
0532 272 56 46
sabancobanoglu@hotmail.com